Eskiye Rağbet Nedendir?
- demet atay
- 20 Haz 2023
- 2 dakikada okunur

Soy bilimi ile ilgili merakınız artıkça, görüyorsunuz ki bağlarınızı temellendiren şeylerin birçoğu kalıtsal düzeyde sizlere ailenizden miras! Evet evet, doğru okudunuz…
Elbette ki büyüdükçe keşfettiğimiz yeni dünyanın kapılarını aralıyor ya usulca bakıp çıkıyoruz ya da kapının ardındakine kendimizi teslim edip tanışıklığımızı artıyor ve yeni alışkanlıkların ve dahi zevklerin ortakçısı oluyoruz.
Var olanın yetmezliği, eskinin yeri doldurulamaz kutsallığı mı?
Psikolojide mutlaka bunun bilimsel karşılığı söz konusu. Ne gibi…?
Elinden eskise de hiçbir şeyini atamayan insanların, toksik ilişkilerden bir türlü gidemeyenlerin, biriktirmeyi sevenlerin ve nostaljiye olan bağımlılığın sebebini ait ve sahip olma duygumuzun tezahürü olmasıyla açıklayabilir miyiz?
Çocukluğundaki Eksiklik Seni Korumacı Kılıyor
Neye karşı korumacı oluyoruz peki?
Radikal kararlarımızın tümünde, yargılarımızın oluşumu ve değiştirilemez kurallarımızın bütününde, kullanmadığımızı bildiğimiz halde çekmecede tuttuğumuz tüm o ıvır zıvırların hepsinde ve dahi geçerliliğini yitiren deli saçması fikirlerimizde halen daha eskiye tutunuyor oluşumuz, bizi bilmediklerimizden koruyor! Zira bilinmeyen korku verir, değişim güç ister; yenilik tembel ruhumuzu kıskacına alır ve bizlere meydan okurken, haydi bir kuvvet demek irademize denk düşmez.
Değişen ve gelişen dünyanın bizce değiş(e)memesi için gösterdiğimiz direnci, köklerimize kadar işlenmiş atıl kodlarımızda bulabiliriz…
Elbette ki, edinilen kültür ve öğrenilen ananelerden bahsetmiyoruz.
Bunların varoluşumuza katkı sağlayan, geçişlerimizi kolay kılan ve dünya görüşümüzün temelini oluşturan genel kabule uygun kurallar bütünü olduklarının farkında ve fakat geçerliliğini sorgulatan düzeyde kalmasının doğruluğunu savunan tarafta olmamız bu kadar zor olmamalı.
İnsan, Geliştikçe Katkısı Muazzam Olan Bir Varlık
Yaşamındaki tedavülden kalkması gereken her şeye boyun eğmesiyle, değişimin direnç mekanizması ve gelişimin en büyük suç ortağı olmayı kabul eden o muazzam varlığımızı sıradan bir türe dönüştüren biz de kabahat yok mu?
Kabahatin en büyüğü kendini yitik düşüncelere teslim eden biz de.
Yeni olan şeylere karşı geliştirdiğimiz alerjik reaksiyonumuzda.
Tabularımızı yıkamadığımız miras gibi taşıdığımız kafa yükünde.
Oysa…
Yeniliğe kucak açtığımızda, kendimizi özgür kılmaya adadığımızda; esnekliğin, gönlü genişliğin ferahına erip, tüm çarpık kodlarımızdan arındığımızda insanca yaşamanın ve empatiyle yaşanabilir hayatın anahtarına ulaştığımızda, görüyoruz ki tüm öğretilen yanlış bildiklerimiz temizlenebilir öğretiler.




Yorumlar